Açıklıyamadıkları gizli kişisel amaçları yoktur. Personelin
kararlara katılımı sağlanır. Böylece personel sorumluluğa da ortak
edilmiş olur. Sorumluluk hisseden personel ise görevini sıfır
hata ile yapabilme eğilimine girer.
Takım ruhu hedefleyen organizasyonlar işleri kolaylaştıran,
insanların performanlarını ortaya koymalarına imkan veren, problemleri
çözmenin birimlerin sorumluğunda olduğunu düşünen, bilgiyi açan,
soruya tam cevap veren, kırıcı olmayan, sözünde duran liderlere
ihtiyaç duyarlar.
Hedeflere ulaşmanın ezici baskısını sadece kendi üzerinde duyan,
organisazyona bunu dağıtmayan, tepkisel olan, personelini planlamaya
dahil etmeyen, işini liderinden daha iyi bilen personeli içerleyen,
bilgileri kendinde tutan, çatışmaların çözümünü ihmal eden bir
lider ise takım ruhunu hiç bir zaman yakalayamaz ve yanlız kalır.
Geleneksel yönetim anlayışının hakim olduğu ortamlarda çalışanların
üreticilikleri ve risk alma becerileri bastırılır. Çalışanlar
kendilerini yanlız hissederler. Bireysel amaca yönelirler. Amaçlar
diğer üyelerin ki ile çatışır. İşlerini bir ücretli anlayışı ile
yaparlar. Fikirleri sorulmaz veya soruluyor gibi yapılır, yapmaları
gereken şey söylenir ve emri yerine getirmeleri beklenir. Fikirler
belirtmek uyuşmazlık olarak görülür. Çok tedbirli konuşma uslupları
hakimdir ve aslında ne söylenmek istendiği anlaşılamaz, bu da
ne yapılmak istendiğinin ve hedefin anlaşılmaması ile neticelenir.
İyi eğitimli ve tecrübeli kişilerin dahi becerilerini işe aktarmaları
kısıtlanmıştır. Nasıl çözeceklerini bilmedikleri çatışma halleri
oluşmuştur.
Tüm bunlar hiyerarşinin azaltılarak takım çalışmasına dayalı
bir yönetim anlayışının benimsenmesi gerekliliğini göstermektedir.
Geleneksel yönetim anlayışına sahip kurum ve şirketlerin, takım
ruhu anlayışına sahip, karşı kurum ve şirketlerle rekabet etme
ve kazanma şansları yoktur.