ana sayfa
   
 
Her çalışanın organizasyona değer katma potansiyeli vardır. Takım ruhu anlayışı her bireyin farklı konulardaki bu potansiyellerini ortaya çıkarıp organi-zasyonun hedeflerine ulaşması için kullanılmasına olanak sağlar. Bireysel ve grup anlayışının hakim olduğu orga-nizasyonlarda, bir başka deyişle geleneksel yönetim anlayışının hakim olduğu organizasyonlarda, kişiler kendi şahsi amaçlarının peşinde koşma eğiliminde olurlar.

Takım ruhu var olan iş ortamlarında, organizasyon için çok önemli olan ileti-şim ve bilgi değişiminin arttığı gözlen-mektedir. Bu ise sorunların doğru çözü-me kavuşturulması olanağını ortaya çıkarmaktadır. Takımlar kendi kendine yönetim ve sorun çözme sorumluğunu duyarlar ve sonuca giderler. Bu da üst yöneticilerin işlerini ve detaylardan olu-şan başağrılarını azaltır. Takım anlayı-şında, çalışanların her işi yöneticinin bil-gisi dahilinde yapması, hareket edemi-yecek kadar göz hapsinde tutulması ve psikolojik baskı yerine, kendi metodları-nı ve performansını planlayabilme, so-runlar karşısında çözümler üretmeye katkıda bulunma ve uygulayarak çözüme ulaşma vardır. Tabii ki kontrol sağlanabilmesi için takım üyeleri hem bağlı oldukları departmanlara ve hemde kendi takımlarına düzenli ve yazılı rapor verirler. Fakat her takım üyesi iş yapma stilini ve farklı kişiliğini, işbirliği içerisinde biraraya getirme becerisini kullanarak, kurum ve şirketin hedefle-rine ulaşabilmesi için çaba sarfeder ve bireysel insiyatiflerini, işi tamamlamak için, gerek gördüğü şekilde kullanır.

Takım ruhlu yaklaşımlarda hiyerarşik emre ve hedefe odaklanma yerine, hedef kitle değerlerine ve ihtiyaçlarına odaklanma, hedef kitlenin isteklerini yerine getirme vardır. Bunun neticesinde hedef kitlenin organizasyona desteği ciddi boyutlarda artar.

Takım anlayışının hakim olduğu ortamlarda sorular saygıyla karşılanır ve mantıkları tatmin edici cevap ve çözümler bulunmasına titizlik gösterilir. Herkes açıksözlüdür ve herkes elde etmek isteklerini net ifade eder.

 

Açıklıyamadıkları gizli kişisel amaçları yoktur. Personelin kararlara katılımı sağlanır. Böylece personel sorumluluğa da ortak edilmiş olur. Sorumluluk hisseden personel ise görevini sıfır hata ile yapabilme eğilimine girer.

Takım ruhu hedefleyen organizasyonlar işleri kolaylaştıran, insanların performanlarını ortaya koymalarına imkan veren, problemleri çözmenin birimlerin sorumluğunda olduğunu düşünen, bilgiyi açan, soruya tam cevap veren, kırıcı olmayan, sözünde duran liderlere ihtiyaç duyarlar.

Hedeflere ulaşmanın ezici baskısını sadece kendi üzerinde duyan, organisazyona bunu dağıtmayan, tepkisel olan, personelini planlamaya dahil etmeyen, işini liderinden daha iyi bilen personeli içerleyen, bilgileri kendinde tutan, çatışmaların çözümünü ihmal eden bir lider ise takım ruhunu hiç bir zaman yakalayamaz ve yanlız kalır.

Geleneksel yönetim anlayışının hakim olduğu ortamlarda çalışanların üreticilikleri ve risk alma becerileri bastırılır. Çalışanlar kendilerini yanlız hissederler. Bireysel amaca yönelirler. Amaçlar diğer üyelerin ki ile çatışır. İşlerini bir ücretli anlayışı ile yaparlar. Fikirleri sorulmaz veya soruluyor gibi yapılır, yapmaları gereken şey söylenir ve emri yerine getirmeleri beklenir. Fikirler belirtmek uyuşmazlık olarak görülür. Çok tedbirli konuşma uslupları hakimdir ve aslında ne söylenmek istendiği anlaşılamaz, bu da ne yapılmak istendiğinin ve hedefin anlaşılmaması ile neticelenir. İyi eğitimli ve tecrübeli kişilerin dahi becerilerini işe aktarmaları kısıtlanmıştır. Nasıl çözeceklerini bilmedikleri çatışma halleri oluşmuştur.

Tüm bunlar hiyerarşinin azaltılarak takım çalışmasına dayalı bir yönetim anlayışının benimsenmesi gerekliliğini göstermektedir. Geleneksel yönetim anlayışına sahip kurum ve şirketlerin, takım ruhu anlayışına sahip, karşı kurum ve şirketlerle rekabet etme ve kazanma şansları yoktur.


adem tutucu